Tolerans Penceresi Nedir?

Günlük yaşamın içinde çocuklarımızın ve ergenlerimizin duygu durumlarında yaşadıkları dalgalanmalar, aslında onların sinir sisteminin bir yansımasıdır. Bazı anlarda oldukça sakin ve odaklı olan bir çocuğumuz, başka bir anda aşırı tepkiler verebilir veya tamamen içine kapanabilir. Tolerans penceresi bu iniş çıkışları anlamlandırmak için kullanılan kavramlardan biridir.

Tolerans Penceresi Ne Anlama Gelir ?

Tolerans penceresi ya da tolerans aralığı; bir bireyin uyarılma düzeyi içinde duygusal olarak dengede kalabildiği, bilgiyi sağlıklı şekilde alıp işleyebildiği ve günlük yaşamın taleplerine zorlanmadan yanıt verebildiği alanı tanımlar. Bu pencere içinde kalan bir çocuk; odaklanabilir, oyun kurabilir, ilişkilerini sürdürebilir ve duygularını düzenleyebilir. Beyin, bu aralıktayken prefrontal korteksin etkinliği sayesinde rasyonel ve işlevsel düşünce süreçleriyle çalışır.

Pencerenin Dışına Çıkıldığında Ne Olur ?

Yoğun stres, travmatik yaşantılar ya da düzenli şekilde karşılaşılan zorlu yaşam olayları bu pencerenin daralmasına neden olabilir. Bu durumda çocuklarımız genellikle iki uca savrulabilirler:

  • Yüksek uyarılma düzeyi: “Savaş ya da Kaç Tepkisi” olarak da bilinir. Çocuklarımızda kaygı, panik, öfke gibi duygular artar. Bedensel tepkilerle birlikte dikkat dağınıklığı ve kontrolsüz davranışlar gözlenebilir.
  • Düşük uyarılma düzeyi: Bu alan ise “Donma Tepkisi”yle ilişkilendirilir. Çocuklarımızda duygusal hissizlik, içine kapanma, donakalma ya da boşluk hissi şeklinde kendini gösterebilir.

Her iki durumda da çocuklarımız, öğrenmeye ya da ilişki kurmaya açık bir durumda değildir. Bunu, çocuklarımızın “elinden gelenin en iyisi” ile hayatta kalmaya çalıştıkları bir an olarak da görebiliriz.

Dar Tolerans Penceresi Ne Anlama Gelir ?

Bazı çocuklarımız, stresli yaşantılar ya da nörogelişimsel farklılıklar nedeniyle daha dar bir tolerans penceresine sahip olabilir. Onlar için uyarıcılar daha kolay tehdit gibi algılanabilir. Örneğin; nazik bir uyarı bile aşırı tepkiyle karşılanabilir ya da güvenli bir ortamda bile donuk ve tepkisiz kalabilirler. Bu durum, çocuklarımızın güvenli hissetmesini ve öğrenme süreçlerine dahil olmalarını zorlaştırabilir.

Böyle anlarda, evlatlarımız için ebeveynlik sürecinin de tıpkı terapötik süreç gibi yavaş, şefkatli ve güvenli temellerle ilerlemesi destekleyici olabilir.

Ebeveynler Tolerans Penceresini Nasıl Destekleyebilir ?

Çocuklarımızın tolerans penceresini genişletmek veya bu pencere içinde kalmasına destek olmak mümkündür. 

  • Duygusal düzenlemeye eşlik etmek: Çocuklarımız yoğun duygular içindeyken “sakinleşmesini söylemek” yerine, onunla bu duyguyu taşıyabilmek destekleyici olabilir. “Yanındayım”, “Bu duyguyu birlikte taşıyabiliriz” gibi ifadeler, onların sinir sistemi için düzenleyici olabilir.
  • Güvenli alanlar oluşturmak: Rutinler, öngörülebilirlik ve yargıdan uzak yaklaşımlar, sinir sistemini güvende hissettirir. Bu güven duygusu, tolerans penceresini genişletebilir.
  • Tepkileri anlamlandırmak: Bir çocuğumuzun yoğun tepkiler vermesi “problemli davranış” yerine, düzenlenmeye ihtiyaç duyan bir sinir sistemi olarak görülebilir. Bu bakış açısı, ebeveynin yargılamadan destekleyici bir yaklaşım sergilemesini kolaylaştırabilir.
  • Beden duyumlarına dikkat etmek: Çocuğunuzla birlikte beden sinyallerine dikkat etmeyi öğrenebilirsiniz. “Kalbin hızlı mı çarpıyor?” ya da “Şu an vücudunda bir gerginlik hissediyor musun?” gibi sorular, çocuklarımızın beden-zihin bağlantısını fark etmesine yardımcı olabilir.
  • Model olmak: Ebeveynin kendi duygu regülasyonunu sağlama biçimi, çocuklarımız için güçlü bir örnek olabilir. Yoğun duygularla başa çıkmak için nefes egzersizleri, yürüyüş yapmak ya da kısa bir mola vermek gibi becerileri açık şekilde uygulamak, onların da bu becerileri öğrenmelerine fırsat sunar.

Kısacası tolerans penceresi kavramı, sadece çocuklarımızın değil hepimizin duygusal dünyasını daha iyi anlamamıza yardımcı olabilir. Ebeveynlik, yalnızca davranışları yönlendirmek değil, aynı zamanda çocuklarımızın nörobiyolojik sistemine eşlik edebilmeyi de içerir. Bu nedenle, çocuklarımızın verdiği tepkileri sadece sonuç değil, aynı zamanda bir işaret olarak görmek; onların duygusal kapasitesine alan açmak adına kıymetli bir adım olabilir.

Unutmamalıyız ki her çocuğumuzun düzenlenmeye ihtiyacı olduğu anlar vardır. Önemli olan, o anlarda çocuklarımızın yanında nasıl yer alabildiğimizdir…

Gökçen Güven Muayenehanesi Ekibi

Yazıyı Paylaşın:

Uzm. Dr. Gökçen Güven

Uzm. Dr. Gökçen Güven

Türkiye’de ilk ISST Onaylı Çocuk ve Ergen Şema Terapistlerinden biri olan Dr. Güven, alanında bir çok sertifikaya sahiptir.Türkiye Çocuk ve Genç Psikiyatrisi Derneği, Türk Tabipler Birliği, EMDR Derneği ve International Society of Schema Therapy (ISST), Uluslararası Şema Terapi Derneği üyeliğine devam etmektedir.

cropped-GG.png

Kategoriler

cropped-GG.png

İlginizi Çekebilir

Bu Yazılar da İlginizi Çekebilir